| Her Telden Her konuda genel tartışmalar. |
29 Nisan 2007, 15:49
|
#1 (permalink)
|
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2006
Yaş: 57
Mesajlar: 2759
Ruh Halim: 
Cinsiyet: Erkek
Ülke: Türkiye
Bölge: BURSA
Soyu: DOĞANBABA
|
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının İlk Dört Maddesi.!!!
Kıymetli hemşerilerim Cumhur Başkanlığı seçimleri dolayısıyla ve bu günlerde rejimi değiştirme çabası içerisinde olan bir kısım siyasiler ve uzantılarının Türk Ordusunu ve Milletini hiçe sayan demeç ve davranışları ile bunu lanse etmeleri sonucu ortaya çıkan tablo hepimizin malûmlarıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ilk dört maddesi ve Türk Dil Kurumu Sözlüğündeki Laiklik tarifini sizlere aktarıyor yorumu sizlere bırakıyorum. Kanunlar beğenilse de , beğenilmese de bu ülkede yaşayan herkes tarafından uyulması gereken genel kurallardır. Bunuda unutmamalıyız.
Türk Dil Kurumu Sözlüğündeki laiklik kelime anlamı:
1 . Laik olma durumu, laisizm.
2 . Devlet ile din işlerinin ayrılığı, devletin, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından yansız olması, laisizm:
"Türkiye Cumhuriyeti, laikliği umdeleri arasına koymakla dini, tecavüzden, istismardan, menfaate, şerre alet etmekten kurtardı." - Orhan Seyfi Orhon.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI(1)
Kanun Numarası : 2709
Kabul Tarihi : 18/10/1982
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 9/11/1982 Sayı : 17863 (Mükerrer)
Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 22 Sayfa : 3
B A Ş L A N G I Ç
( Değişik : 23/7/1995-4121/1 md.)
Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı; Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;
Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, milli sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.
BİRİNCİ KISIM
GENEL ESASLAR
I. Devletin şekli
Madde 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II. Cumhuriyetin nitelikleri
Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıç'ta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti
Madde 3 - Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara'dır.
IV. Değiştirilemeyecek hükümler
Madde 4 - Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
__________________
BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN, ÜSTÜNDEKİ KANDIR
TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR
Konu Haydar KAYHAN tarafından (29 Nisan 2007 Saat 15:56 ) değiştirilmiştir..
|
|
|
29 Nisan 2007, 20:44
|
#2 (permalink)
|
Üyelik tarihi: 22 Ekim 2006
Mesajlar: 152
Ruh Halim: 
Cinsiyet: Erkek
Ülke: Türkiye
Bölge: İstanbul
Soyu: DOĞANBABA
|
Lâik Devlet İlkesi
VI. Lâik Devlet ilkesi A. Din Hürriyeti
1. İnanç Hürriyeti
2. İbadet Hürriyeti
B. Din ve Devlet işlerinin Ayrılığı
1. Devletin Resmî Bir Dini Olmamalıdır
2. Devlet Bütün Dinler Karşısında Tarafsız Olmalıdır
3. Devlet Bütün Din Mensuplarına Eşit Davranmalıdır
4. Din Kurumları ile Devlet Kurumları Birbirinden Ayrı Olmalıdır
5. Hukuk Kuralları Din Kurallarına Uymak Zorunda Olmamalıdır
A. Din Hürriyeti
Laikliğin birinci cephesi din hürriyetidir. Bir devletin laik olabilmesi için, o devlette din hürriyetinin tanınmış ve güvence altına alınmış olması gerekir. Din hürriyeti de kendi içinde “inanç hürriyeti” ve “ibadet hürriyeti” olarak ikiye ayrılır.
1. İnanç Hürriyeti
İnanç hürriyeti , kişinin istediği dini seçebileceği anlamına gelir. Keza bir dini seçmekte hür olan kişi, herhangi bir dini seçmeme hakkına da sahiptir. Bir devletin lâik olabilmesi için, o devlette inanç hürriyeti tanınmış olmalıdır. Anayasamız 24’üncü maddesinin ilk fıkrasında “herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir” diyerek “inanç hürriyeti”ni tanımıştır. “İnanç hürriyeti”ne maddenin kendisinde bir “özel sınır” veya bir “anayasal sınır” da getirilmemiştir. Keza, Anayasa “kimse... dinî inanç ve kanaatleri açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz” (m.24/3) diyerek, inanç hürriyetine bir ek-güvence de getirmektedir. Anayasamız olağanüstü hallerde dahi dinî inanç hürriyetini özel olarak korumaktadır. Aşağıda olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasını inceleyeceğimiz bölümde göreceğimiz gibi, Anayasamızın 15’inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde bile, “kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz”.
2. İbadet Hürriyeti
Din hürriyetinin ikinci veçhesini “ibadet hürriyeti” oluşturur. İbadet en geniş anlamda bir dinin gereklerini yerine getirmek demektir. O halde ibadet hürriyeti, kişinin inandığı dinin gereklerini, özellikle ayin ve törenlerini serbestçe yerine getirebilmesi demektir. Bir devletin lâik olabilmesi için, o devlette ibadet hürriyetinin de tanınmış olması gerekir. Anayasamız ibadet hürriyetini “14’üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir” (m.24/2) diyerek tanımıştır. Görüldüğü gibi Anayasamızda ibadet hürriyeti, inanç hürriyeti gibi mutlak bir şekilde değil, 14’üncü madde ile sınırlı olarak tanınmıştır. İbadet hürriyeti, ibadet etmeme hürriyetini de içerir. Lâik bir devlette kişilere zorla ibadet ettirilemez. Anayasamız “kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya... zorlanamaz” (m.24/3 ) diyerek, ibadet etmeme hürriyetini de güvence altına almıştır.
__________________
Dünya mı karanlık yoksa ben mi görmüyorum !!
Konu ferdi tarafından (29 Nisan 2007 Saat 20:54 ) değiştirilmiştir..
|
|
|
29 Nisan 2007, 20:46
|
#3 (permalink)
|
Üyelik tarihi: 22 Ekim 2006
Mesajlar: 152
Ruh Halim: 
Cinsiyet: Erkek
Ülke: Türkiye
Bölge: İstanbul
Soyu: DOĞANBABA
|
B. Din ve Devlet işlerinin Ayrılığı
Laikliğin ikinci cephesi din ve devlet işlerinin ayrılığı dır. Bir devlette, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmış olduğunu söyleyebilmek için aşağıdaki şartların yerine getirilmesi gerekir.
1. Devletin Resmî Bir Dini Olmamalıdır
Din kurallarının muhatabı gerçek kişilerdir. Sevap ve günah ancak gerçek kişiler tarafından işlenebilir. Cennet ve cehennem de ancak gerçek kişiler için sözkonusudur. O halde bir tüzel kişi olan devletin zaten bu anlamda bir dininin olması düşünülemez. Ancak buna rağmen, tarihsel olarak birçok anayasa, devlet-din ilişkileri konusunda hüküm getirmektedir. Bir anayasa şu dört ihtimal dahilinde din-devlet ilişkilerini düzenleyebilir:
a) Birinci İhtimal: Resmî Din .- Anayasa açıkça devletin resmî bir dininin olduğunu belirtebilir. Anayasada açıkça bir devlet dininden bahsedildiğine göre bu tür anayasaları lâik saymak mümkün değildir. Bu anayasada, resmî devlet dini dışında kalan diğer dinler bakımından din ve inanç hürriyeti tanınmış ve güvence altına alınmış olsa bile, böyle bir anayasa lâik sayılamaz. Çünkü, böyle bir devlette din-devlet işlerinin birbirinden ayrı olduğu söylenemez. Bu ihtimalin tipik örneği 1876 Kanun-u Esasîsidir. 1876 Kanun-u Esasîsinin 11’inci maddesi açıkça “Devlet-i Osmaniye’nin dini din-i İslâmdır” demekteydi. Diğer bir örnek olarak İsrail Anayasası gösterilebilir. İsrail Anayasası[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor.. Üye Olmak İçin Tıklayınız...] Yahudiliği açıkça devlet dini olarak kabul etmiştir. Keza günümüzde İngiltere’de de resmî bir devlet dininin olduğu söylenebilir. İngiltere’de Anglikan Kilisesi [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor.. Üye Olmak İçin Tıklayınız...] ve Presbiteryan (Presbyterian) Kilisesi[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor.. Üye Olmak İçin Tıklayınız...] devlet kilisesi (Established Churches ) statüsündedir[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor.. Üye Olmak İçin Tıklayınız...]. Keza İngiltere’de Kral veya Kraliçe aynı zamanda Anglikan Kilisesinin başıdır[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor.. Üye Olmak İçin Tıklayınız...]. Bununla birlikte, resmî bir devlet dinini kabul eden anayasalar, diğer dinler bakımından da inanç ve ibadet hürriyetini tanımış ve güvence altına almış olabilir. Örneğin Kanun-u Esasîsinin 11’inci maddesine göre “Memalik-i Osmaniye’de maruf olan bilcümle edyanın serbesti icrası... Devletin tahdi himayetindedir”.
b) İkinci ihtimal: “Hâkim Din ”.- Devletin resmî bir dininin olduğunu açıkça belirtmemekle birlikte, anayasa dinlerden birine üstünlük tanımış olabilir. Keza anayasada, belirli bir dinin veya mezhebin ismi zikredilir; Tanrının varlığına atıfta bulunulur veya devlet başkanları veya milletvekillerinin yemin usûllerinde dinsel formüller kullanılır. Böyle bir anayasayı da lâik olarak kabul etmek mümkün değildir. Şüphesiz böyle bir devlette de diğer dinler bakımından inanç ve ibadet hürriyeti tanınmış olabilir. Buna rağmen, bu devlette din-devlet işlerinin birbirinden ayrı olmadığı için, bu devletin lâik olduğu söylenemez. Bu ihtimalin en güzel örneği, komşumuz Yunanistan’dır. Yunan Anayasası “Kutsal Üçleme”yle başlamakta, Anayasanın 3’üncü maddesinde de Doğu Ortodoksluğunun Yunanistan’da “hâkim din (prevailing religion )” olduğu ilân edilmekte ve dine ilişkin daha birçok hüküm getirilmektedir. Böyle bir Anayasanın lâik olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
c) Üçüncü ihtimal: Hüküm İçermeme.- Anayasa devletin dini konusunda hiçbir hüküm içermez. Böyle bir anayasada ne “devlet dini”, ne de “lâiklik” ilkesi yer alır. Kanımızca, lâiklik ilkesi açıkça kabul edilmese bile böyle bir anayasa, diğer şartları taşıyorsa lâik olarak kabul edilebilir. Bu ihtimale 1928-1937 arasında 1924 Teşkilât-ı Esasîye Kanunu örnek gösterilebilir. Bilindiği gibi, 1924 Teşkilât-ı Esasîye Kanununun 2’nci maddesinin ilk şekline göre, devletin resmî bir dini vardı; o da İslam dini idi (Türkiye Devleti’nin dini, Din-i İslamdır). 2’nci maddedeki bu hüküm, 11 Nisan 1928 tarih ve 1222 sayılı Kanunla çıkarılmıştır. 2’nci maddeye lâiklik ilkesini ekleyen 10 Kanunuevvel 1937 tarih ve 3115 sayılı Kanuna kadar 1924 Anayasası kanımızca bu ihtimale girer ve dolayısıyla Anayasada açıkça lâiklik ilkesinin geçmediği bu dönemde de (1928-1937) Türkiye Cumhuriyetini lâik olarak kabul etmek gerekir.
d) Dördüncü İhtimal: Lâiklik.- Nihayet bir anayasa açıkça devlet-din ilişkileri konusunda “lâiklik” ilkesini kabul edebilir. Böyle bir devlette resmî bir devlet dini de yoktur. Diğer şartları taşımak kaydıyla böyle bir devleti lâik olarak kabul etmek gerekir. Bu ihtimale 1937’den bu yana Türk Anayasaları örnek gösterilebilir. Yukarıda görüldüğü gibi, 1982 Anayasasında, resmî devlet dini konusunda herhangi bir hüküm olmadığı gibi, 2’nci maddesinde açıkça “lâiklik” ilkesi kabul edilmiştir
__________________
Dünya mı karanlık yoksa ben mi görmüyorum !!
|
|
|
29 Nisan 2007, 20:48
|
#4 (permalink)
|
Üyelik tarihi: 22 Ekim 2006
Mesajlar: 152
Ruh Halim: 
Cinsiyet: Erkek
Ülke: Türkiye
Bölge: İstanbul
Soyu: DOĞANBABA
|
2. Devlet Bütün Dinler Karşısında Tarafsız Olmalıdır
Bir devletin lâik olabilmesi için, o devletin bütün dinler karşısında tarafsız olması, bu dinlerden birini himaye etmemesi veya bu dinlerden bazıları üzerinde baskı uygulamaması gerekir. Şüphesiz ki, toplumda birçok din olabilir. Toplumsal olarak bu dinlerden biri diğerlerine nazaran daha yaygın olabilir. Ancak devlet, yaygın olan dine üstünlük tanıyamaz. Dolayısıyla devlet, belirli bir dinin toplumda benimsenmesi, o dinin kurallarının toplumda öğrenilmesi için faaliyette bulunamaz[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor.. Üye Olmak İçin Tıklayınız...]. Bunun doğal sonucu olarak, devlet vatandaşlarına belirli bir dinin eğitim ve öğrenimini zorunlu kılamaz[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor.. Üye Olmak İçin Tıklayınız...]. Bu bakımdan 1982 Anayasasının 24’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır” hükmünün lâiklik ilkesiyle bağdaştırılması oldukça güçtür. Burada her halükârda Anayasada zorunlu tutulan şeyin “din öğretimi” değil, “din kültürü ve ahlâk öğretimi” olduğunun altı çizilmelidir. Eğer uygulamada verilen “din kültürü ve ahlâk dersleri” genel bir din kültürüne ilişkin değil, belli bir dinin eğitimine ilişkin ise, bu lâiklik ilkesine aykırı olur.
3. Devlet Bütün Din Mensuplarına Eşit Davranmalıdır
Lâikliğin gereklerinden biri de, devletin bütün din mensuplarına eşit davranmasıdır. Bu ilke temelini ayrıca Anayasanın “kanun önünde eşitlik” ilkesini düzenleyen 10’uncu maddesinden de almaktadır:
“Herkes... din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir... Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”.
__________________
Dünya mı karanlık yoksa ben mi görmüyorum !!
Konu ferdi tarafından (29 Nisan 2007 Saat 20:52 ) değiştirilmiştir..
|
|
|
29 Nisan 2007, 20:50
|
#5 (permalink)
|
Üyelik tarihi: 22 Ekim 2006
Mesajlar: 152
Ruh Halim: 
Cinsiyet: Erkek
Ülke: Türkiye
Bölge: İstanbul
Soyu: DOĞANBABA
|
4. Din Kurumları ile Devlet Kurumları Birbirinden Ayrı Olmalıdır
Lâik bir devlette din kurumları ile devlet kurumları birbirinden ayrı olmalıdır. Ergun Özbudun’un ifadesiyle,
“lâik bir devlette din kurumları devlet fonksiyonlarını göremeyeceği gibi, devlet kurumları da din fonksiyonlarını ifa edemez. Yani lâik devlet, gerek ‘dine bağlı devlet’, gerek ‘devlete bağlı din’ sistemlerini reddeden, din ve devlet işlerini alan olarak birbirinden tamamen ayıran bir yönetim sistemidir”[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekiyor.. Üye Olmak İçin Tıklayınız...].
Ne var ki Türkiye’de lâikliğin bu gereğine, Diyanet İşleri Başkanlığı sebebiyle uyulduğu söylenemez. 1982 Anayasasının 136’ncı maddesine göre Diyanet İşleri Başkanlığı genel idare içinde yer almaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatı Başbakanlığa bağlıdır. Türkiye’de din hizmetleri bir kamu hizmeti olarak kabul edilmiş ve bu hizmetin yürütülmesi görevi Diyanet İşleri Başkanlığına verilmiştir. Ülkemizde imamlar ve diğer din adamları Diyanet İşleri Başkanlığına bağlıdır. Dolayısıyla ülkemizde İslam dininin din adamları, maaşlarını merkezî idareden almaktadırlar; keza, merkezî idarenin hiyerarşik denetimine de tâbidir. Bilindiği gibi hiyerarşik amir astlarına ilişkin atama, sicil verme, yükselme işlemlerini yapma, onlara disiplin cezası verme ve onların hizmet yerlerini değiştirme yetkisine sahiptir. Keza, hiyerarşik amir, astlarına emir ve talimat verebilir, tebliğ ve açıklama gönderebilir. Nihayet, hiyerarşik amir, astın işlemlerini yapmasından sonra bu işlemleri denetlemek ve bu denetim sonucuna göre astın işlemlerini değiştirmek veya iptal etmek yetkisine sahiptir. Görüldüğü gibi, Türkiye’de devlet dine bağlı olmasa da, din (İslam dininin Sunnî mezhepleri) tamamıyla merkezî idareye bağlıdır.
Eğer yukarıda belirtildiği gibi, lâik devlet , gerek “dine bağlı devlet”, gerekse “devlete bağlı din” sistemlerini reddeden bir devlet anlayışı ise, Diyanet İşleri Başkanlığının merkezî idare içinde varlığını bu ilke ile bağdaştırmak hiçbir şekilde mümkün değildir. Bu nedenle Türk anayasa hukuku doktrininde, Diyanet İşleri Başkanlığının varlığıyla lâiklik ilkesini uzlaştırmaya çalışan hâkim görüşü kanımızca kabul etmek mümkün değildir.
5. Hukuk Kuralları Din Kurallarına Uymak Zorunda Olmamalıdır
Lâik bir devlette hukuk kurallarının kaynağı beşerî iradedir. Lâik bir sistemde, hukuk kurallarını koyan beşerî iradenin din kurallarına uymak zorunda olmaması gerekir. Eğer bir devlette hukuk kurallarının din kurallarına uyma zorunluluğu varsa, o devlet lâik bir devlet değildir. Örneğin 1876 Kanun-u Esasîsine göre, Heyet-i Âyan, Heyet-i Mebusan tarafından kabul edilen kanun tekliflerini “umuru diniyeye” uygunluk açısından denetlemekle görevliydi (m.64). Oysa 1982 Anayasasında hukuk kurallarının din kurallarına uyma zorunluluğunu getiren herhangi bir hüküm yoktur. Bu anlamda 1982 Anayasası lâik bir hukuk sistemi öngörmektedir
.
Kemal Gözler
__________________
Dünya mı karanlık yoksa ben mi görmüyorum !!
|
|
|
30 Nisan 2007, 07:53
|
#6 (permalink)
|
Üyelik tarihi: 26 Ekim 2006
Yaş: 57
Mesajlar: 2759
Ruh Halim: 
Cinsiyet: Erkek
Ülke: Türkiye
Bölge: BURSA
Soyu: DOĞANBABA
|
Hukukun Kanunları ve Kuralları Vardır Ulemaya sorulmaz.!!!
Kıymetli hemşerilerim, Türkiye Cumhuriyetinin yönetim biçimi ve kuralları anayasanın 1.ci ve 2.ci maddelerinde şu şekilde düzenlenmiştir.
Madde 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıç'ta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
Hukuk Kanunlar çerçevesinde karar verir. Türkiye Cumhuriyetinin yönetim şekli din devleti olmadığı için Mahkemeler kararlarını "Ulemaya Sorarak" değil Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve Kanunlara göre verirler. Herkes beğense de beğenmese de kanunlara ve hukukun üstünlüğüne saygı göstermek zorundadır. Bunu unutmayalım.!!!
__________________
BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN, ÜSTÜNDEKİ KANDIR
TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR
|
|
|
30 Nisan 2007, 08:16
|
#7 (permalink)
|
Üyelik tarihi: 20 Mart 2007
Mesajlar: 229
Ruh Halim: 
Cinsiyet: Erkek
Ülke: Türkiye
Bölge: Ankara
Soyu: DOĞANBABA
|
“Adımız kahraman Türk” diyen kervan yola çıktı. Katılın bu kervana ey Türklüğünden gocunmayanlar!... Yolumuz, atalarımıza layık olma yoludur. Yolumuz, Türk’e hakaret edenle hesaplaşma yoludur. Yolumuz, milli şuur yoludur. Yolumuz Kürşadların, Bilge Kağanların, Alparslanların, Ertuğrulların, Osman Gazilerin, Fatihlerin, Gazi Mustafa Kemallerin, Başbuğ Alparslan Türkeşlerin yoludur. Yolumuz, Türklüğünden gocunmayanların yoludur. Katılın kervanımıza!Hesabı soralım ki bir daha karşımııza çıkma cesareti gösteremesinler siz yoksanız biz bir eksiğiz.
__________________
Karar anı yaklaşmıştır.Tercihinizi yapınız.Kararınızı veriniz
Ya teslimiyetçilik, ya milliyetçilik"
Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin.
|
|
|
|
Konuyu Toplam 3 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 3 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
HTML-Kodu Kapalı
|
|
|
Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:50.
Powered by vBulletin® Version 3.8.7 Copyright ©2000 - 2013, vBulletin Solutions, Inc.
|